NİSA
SURESİ (4) Bismillahirrahmanirrahim 4/1.
Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden
pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının.
Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın
haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp
gözetmektedir. 4/2.
Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin, onların mallariyle kendi
mallarınızı karıştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur. 4/3.
Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık
yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve
dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan
korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru
yoldan sapmamanız için en uygunu budur. 4/4.
Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey
bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin. 4/5.
Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin,
kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz
söyleyin. 4/6.
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz
mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf
ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan
uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında
şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter. 4/7.
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın
ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok,
belirli bir hissedir. 4/8.
Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin,
güzel sözler söyleyin. 4/9.
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar,
haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler. 4/10.
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış
olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.* 4/11.
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.
Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir
ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı
vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası
ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri
annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha
yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir.
Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır. 4/12.
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları
varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte
biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan
sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa,
bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale
yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir
erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya
borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara
uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir.
Allah bilendir. Halim'dir. 4/13.
Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu
içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük
kurtuluş budur. 4/14.
Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli
kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.* 4/15.
Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin,
şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde
tutun. 4/16.
İçinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tevbe edip düzeltirlerse onları
bırakın. Doğrusu Allah tevbeleri daima kabul ve merhamet eder. 4/17.
Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul
etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah
Bilen'dir, Hakim olandır. 4/18.
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe
ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte
onlara elem verici azab hazırlamışızdır. 4/19.
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir.
Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz
için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan
hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış
olabilir. 4/20.
Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın
vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha
girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız? 4/21.
Nasıl alırsınız ki siz birbirinize katılmıştınız ve onlar sizden sağlam teminat
almışlardı. 4/22.
Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, geçmişte olanlar artık
geçmiştir çünkü bu bir fuhuş ve igrenç bir şeydi, ne kötü yoldu!* 4/23.
Sizlere, analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz,
kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt
anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe
girdiğiniz kadınlarınızin yanınızda kalan üvey kızlarınız ki onlarla gerdeğe
girmemişseniz size bir engel yoktur, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi
bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size
haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. 4/24.
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler
müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan
başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal
kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini
verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir
sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir. 4/25.
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki
mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz,
aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost
tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir
şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür
kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin
içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha
hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.* 4/26.
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi
kabul etmek ister. Allah Bilen'dir, Hakim'dir. 4/27.
Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük
bir sapıklığa girmenizi isterler. 4/28.
İnsan zayıf yaratılmış olduğundan Allah sizden yükü hafifletmek ister. 4/29.
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile
yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki
size merhamet eder. 4/30.
Bunu kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa, onu ateşe sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır. 4/31.
Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi
şerefli bir yere yerleştiririz. 4/32.
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere,
kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.
Allah'tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir. 4/33.
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık.
Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her
şeye şahiddir.* 4/34.
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından
sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar,
gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının
bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz
kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size
itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür. 4/35.
Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir
hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse,
Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar
olandır. 4/36.
Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara,
yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa,
yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini
beğenip öğünenleri elbette sevmez. 4/37.
Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'ın
bol nimetinden kendilerine verdiğini gizlerler. Kafirlere aşağılık bir azab
hazırlamışızdır. 4/38.
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah'a ve ahiret gününe
inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena
arkadaşı vardır! 4/39.
Bunlar Allah'a, ahiret gününe inanmış, Allah'ın verdiği rızıklardan sarfetmiş
olsalardı ne zararı olurdu? Oysa Allah onları bilir. 4/40.
Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat
kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.* 4/41.
Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit
durumları nasıl olacak? 4/42.
O gün, inkar edip Peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar
isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler.* 4/43.
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan
müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz
yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu
durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve
ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar. 4/44.
Kendilerine Kitap'dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin
yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun? 4/45.
Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı
olarak da yeter. 4/46.
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik,
kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek:
"Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik,
dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru
olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek
azı inanır. 4/47.
Ey Kitap verilenler! Yüzleri silip arkaya çevirerek enseler gibi dümdüz
yapmadan, yahut cumartesi güncüleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce,
yanınızdakini tasdik ederek indirdiğimiz Kuran'a inanın; Allah'ın emri daima
yapılagelmiştir. 4/48.
Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine
bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş
olur. 4/49.
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve
kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz. 4/50.
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah
olarak yeter.* 4/51.
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere:
"Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar" dediklerini görmedin
mi? 4/52.
İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla
yardımcı bulamayacaksın. 4/53.
Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var? O zaman insanlara bir çekirdek
parçası bile vermezler. 4/54.
Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar? Oysa İbrahim
ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik. 4/55-56.
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem
yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her
yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah
güçlüdür, Hakim'dir. 4/57.
İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden
ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları
en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz. 4/58.
Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında
hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt
veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür. 4/59.
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara
itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız
onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en
güzeldir.* 4/60.
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia
edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler.
Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa
saptırmak ister. 4/61.
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin" dendiği zaman,
münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. 4/62.
Başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet çattığında sana gelip:
"Biz, iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye de
nasıl Allah'a yemin ederler? 4/63.
İşte bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt
ver, kendilerine tesirli sözler söyle. 4/64.
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik.
Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler
ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve
merhamet eden olduğunu görürlerdi. 4/65.
Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin
edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul
etmedikçe inanmış olmazlar. 4/66.
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden
çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı.
Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha
sağlam olurdu. 4/67-68.
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola
eriştirirdik. 4/69.
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine
eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle
beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar! 4/70.
Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.* 4/71.
Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin. 4/72.
Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse:
"Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim" der. 4/73.
Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir
dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir
başarı kazansaydım" der. 4/74.
O halde, dünya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim
Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galib gelirse, Biz ona büyük bir ecir
vereceğiz. 4/75.
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar,
katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet"
diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda
savaşmıyorsunuz? 4/76.
İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler ise tağut yolunda
harbederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.* 4/77.
Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin"
denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı
hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve
"Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar
tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır, ahiret,
Allah'a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez". 4/78.
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size
yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler,
bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki:
"Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya
yanaşmıyorlar? 4/79.
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.
Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. 4/80.
Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki,
Biz seni onlara bekçi göndermedik. 4/81.
"Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir
takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece
tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak
Allah yeter. 4/82.
Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok
aykırılıklar bulurlardı. 4/83.
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar;
halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara
götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size
bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız. 4/84.
Allah yolunda savaş; sen ancak kendinden sorumlusun, inananları teşvik et;
umulur ki Allah, inkar edenlerin baskınını önler. Allah'ın kahrı da, ibret
alınacak cezası da pek şiddetlidir. 4/85.
Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de
kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her
şeyin karşılığını verir. 4/86.
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle
mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. 4/87.
Allah'tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi
mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?* 4/88.
Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları,
yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını siz mi yola
getirmek istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın. 4/89.
Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit
olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer
yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve
yardımcı edinmeyin. 4/90.
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut
sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar
müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle
savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif
ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez. 4/91.
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini
göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer
sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları
yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık
ferman verdik.* 4/92.
Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir. Bir
mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin
ailesi bağışlamadıkça, ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin, size düşman bir
topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet aranızda anlaşma
olan bir millettense, ailesine diyet ödemek ve mümin bir köleyi azat etmek
gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulü için, ard arda iki ay
oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir. 4/93.
Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir.
Allah ona gazabetmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır. 4/94.
Ey İnananlar! Allah yolunda yürüdüğünüz vakit, her şeyi iyice anlayın. Size,
müslüman olduğunu bildirene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek:
"Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır.
Evvelce siz de öyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice araştırıp
anlayın, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. 4/95-96.
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad
edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti
vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler,
mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.* 4/97.
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne
yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik"
diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret
etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onların varacakları yer cehennemdir.
Orası ne kötü dönülecek yerdir! 4/98.
Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar. 4/99.
İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır. 4/100.
Allah yolunda hicret eden kişi, yeryüzünde çok bereketli yer ve genişlik bulur.
Evinden, Allah'a ve Peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun
ecrini vermek Allah'a düşer. Allah bağışlar ve merhamet eder.* 4/101.
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız,
namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık
düşmandırlar. 4/102.
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber
namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra
onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber
kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir
baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler.
Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza
engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab
hazırlamıştır. 4/103.
Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın.
Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara
belirli vakitlerde farz kılınmıştır. 4/104.
Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız,
şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan
onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır.* 4/105.
Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye
Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma. 4/106.
Allah'tan mağfiret dile. Allah bağışlar ve merhamet eder. 4/107.
Kendilerine hainlik edenlerden yana uğraşmaya kalkma. Allah, hainlikte direnen
suçluyu sevmez. 4/108.
Allah'ın razı olmadığı sözü gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da
kendileriyle beraber olan Allah'dan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini
bilmektedir. 4/109.
İşte siz dünya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet günü onları Allah'a
karşı kim savunacak? Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır? 4/110.
Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma
dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur. 4/111.
Kim günah işlerse bunu ancak kendi aleyhine yapmış olur. Allah bilendir,
Hakim'dir. 4/112.
Kim yanılır veya suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz
iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.* 4/113.
Eğer sana Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni
sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana
da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini
öğretmiştir. Allah'ın sana olan nimeti ne büyüktür. 4/114.
Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi
gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur.
Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz. 4/115.
Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp,
inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu
cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!* 4/116.
Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını
dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur. 4/117-119.
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından
belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım,
develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını
değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar.
Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır. 4/120.
Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için
vaadde bulunuyor. 4/121.
İşte onların varacağı yer cehennemdir. Oradan kaçacak yer de bulamıyacaklardır. 4/122.
İnanıp yararlı işler yapanları, Allah'ın gerçek bir sözü olarak, içinde temelli
ve ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah'tan
daha doğru sözlü kim vardır? 4/123.
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim
fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de
yardımcı bulur. 4/124.
Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete
girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez. 4/125.
İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim edip, hakka yönelen İbrahim'in dinine
uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmişti. 4/126.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatır.* 4/127.
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı
size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip
kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı
çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size
okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir. 4/128.
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse,
aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha
hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan
sakınırsaniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. 4/129.
Adil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız, kadınlar arasında eşitlik
yapamayacaksınız, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki diğerini
askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. İşleri düzeltir ve haksızlıktan
sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder. 4/130.
Ayrılırlarsa, Allah her birini nimetinin genişliğiyle yoksulluktan kurtarır,
Allah her şeyi kaplayandır. Hakim'dir. 4/131.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce
Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. İnkar ederseniz
bilin ki, göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Vekil olarak Allah
yeter. 4/133.
Ey İnsanlar! Allah dilerse sizi yok eder, başkalarını getirir, O, buna
Kadir'dir. 4/134.
Dünya nimetini kim isterse, bilsin ki, dünyanın ve ahiretin nimeti Allah'ın
katındadır. Allah işitir ve görür.* 4/135.
Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah
için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah
onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya
yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. 4/136.
Ey İnananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap'a ve daha
önce indirdiği Kitap'a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah'ı, meleklerini,
kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir
sapıklığa sapmıştır. 4/137.
Doğrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra
da inkarları artmış olanları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez. 4/138.
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele. 4/139.
Onlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinirler; onların tarafında bir
şeref ve kudret mi arıyorlar? Doğrusu kudret bütün olarak Allah'ındır. 4/140.
O, size Kitap'da "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya
alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada
oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah
münafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 4/141.
Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil
miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size
üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet
günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat
vermeyecektir.* 4/142-143.
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne
olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara
gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak
Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın. 4/144.
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize
apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz? 4/145.
Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı
bulamayacaksın. 4/146.
Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın Kitap'ına sarılanlar
ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnadır. Onlar inananlarla
beraberdirler. Allah müminlere büyük ecir verecektir. 4/147.
Şükreder ve inanırsanz, Allah size niçin azabetsin? Allah şükrün karşılığını
verir ve bilir. 4/148.
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını
sevmez. Allah işitir ve bilir. 4/149.
Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki
Allah da Affeden'dir, Güçlü Olan'dır. 4/150-151.
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak
isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi
arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır.
Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır. 4/152.
Allah'a ve peygamberlerine inanıp, onlardan hiçbirini ayırmayanlara, işte
onlara Allah ecirlerini verecektir. O, bağışlar ve merhamet eder.* 4/153-154.
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan
bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster"
demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine
geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik
ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını
üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik,
"Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık. 4/155.
Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri
haksız yere öldürmeleri, "Kalblerimiz perdelidir" demelerinden ötürü
Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için
bunların ancak pek azı inanır. 4/156-158.
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve:
"Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden
ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.
Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak
sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu
kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir. 4/159.
Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa'ya inanmayacak yoktur. O, gerektiği gibi
inanmadıklarından, kıyamet günü onların aleyhine şahit olur. 4/160-161.
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak
edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü
kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar
edenlere, elem verici azab hazırladık. 4/162.
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden
önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere,
Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.* 4/163.
Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim'e, İsmail'e,
İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a
vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. 4/164-165.
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için,
gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana
anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah
güçlüdür, Hakim'dir. 4/166.
Fakat Allah sana indirdiğine şahidlik eder, onu bilerek indirmiştir, melekler
de şahidlik ederler. Şahid olarak Allah yeter. 4/167.
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, şüphesiz derin bir sapıklığa
sapmışlardır. 4/168-169.
İnkar edenleri ve zalimleri Allah şüphesiz bağışlamaz, onları içinde temelli ve
ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah'a
kolaydır. 4/170.
Ey İnsanlar! Peygamber Rabbiniz'den size gerçekle geldi, inanın, bu sizin
hayrınızadır. İnkar ederseniz, bilin ki, göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır.
Allah bilendir. Hakim'dir. 4/171.
Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği
söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı
kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın,
"üçtür" demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek
Tanrı'dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da
O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.* 4/172.
Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na
kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna
toplayacaktır. 4/173.
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol
nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük
taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah'tan
başka bir dost ve yardımcı bulamazlar. 4/174.
Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran
indirdik. 4/175.
Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine
kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir. 4/176.
Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçılar
hakkında fetva veriyor: "Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse
ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa
kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte
ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki
dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size
açıklıyor." Allah her şeyi bilir.* |