|
ENAM
SURESİ (6)
Bismillahirrahmanirrahim
6/1.
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a
mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
6/2.
O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel
O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.
6/3.
O, göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi dışınızı bilir, kazandıklarınızı da
bilir.
6/4.
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.
6/5.
Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri
kendilerine gelecektir.
6/6.
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi
yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur
yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü
yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik.
6/7.
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar,
inkar edenler yine de, "Bu apaçık bir büyüdür" derlerdi.
6/8.
"Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş
olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı.
6/9.
Biz onu melek kılsaydık, bir insan şeklinde yapardık da, düştükleri şüpheye
onları yine düşürmüş olurduk.
6/10.
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla
eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.*
6/11.
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl
olduğuna bir bakın."
6/12.
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır"
de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe
götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü
onlar inanmazlar.
6/13.
Gecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir.
6/14.
"Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu
edinirim?" de. "Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum" de;
asla ortak koşanlardan olma!
6/15.
"Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım" de.
6/16.
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık
bir kurtuluştur.
6/17.
Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik
verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir'dir.
6/18.
O, kullarının üstünde yegane tasarruf sahibidir. Hakim'dir, haberdardır.
6/19.
"Şahit olarak hangi şey daha büyüktür" de. "Allah benimle sizin
aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için
vahyolundu; Allah'la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik
ediyorsunuz?" de. "Ben şehadet etmem" de. "O ancak tek
Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım" de.
6/20.
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi
tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, çünkü onlar inanmazlar.*
6/21.
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir?
Zalimler bunun için saadete ulaşamazlar.
6/22.
Bir gün hepsini toplarız, sonra ortak koşanlara, "İddia ettiğiniz
ortaklarınız nerede?" deriz.
6/23.
Sonra, "Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik"
demekten başka çare bulamazlar.
6/24.
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de
onlardan uzaklaştı.
6/25.
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler
kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de
ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar
edenler, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir"
derler.
6/26.
Onlar Kuran'dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini
mahvederler de farkına varamazlar.
6/27.
Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, "keşke dünyaya
tekrar döndürülseydik, Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan
olsaydık" dediklerini bir görsen!
6/28.
Hayır; daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler yine
kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
6/29.
"Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz"
dediler.
6/30.
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: "Bu
gerçek değil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için
gerçektir" derler. Allah da "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı
tadın" der.*
6/31.
Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara
ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, "Dünyada işlediğimiz
büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin,
yüklendikleri şeyler ne kötüdür!
6/33.
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni
yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar
ediyorlar.
6/34.
Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar
yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek
yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.
6/35.
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe
merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah
dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
6/36.
Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Ölüleri Allah diriltir, sonra O'na
dönerler.
6/37.
"Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De
ki: "Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu
bilmezler."
6/38.
Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer
toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra
Rablerine toplanacaklardır.
6/39.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah
kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar.
6/40.
De ki, "Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse,
Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin".
6/41.
Hayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de
O'na koştuğunuz ortakları unutursunuz.*
6/42.
Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları
yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
6/43.
Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler?
Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
6/44.
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık;
kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz
kalıverdiler.
6/45.
Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a
mahsustur.
6/46.
De ki: "Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi
kapasa, Allah'tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri
nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.
6/47.
De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden
başkası mı yok olur? Bana bildirin."
6/48.
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve
nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
6/49.
Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır.
6/50.
De ki: "Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da
bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana
uyuyorum." De ki: "Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor
musunuz?"*
6/51.
Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan başka bir dost
ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah'tan sakınalar.
6/52.
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların
hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir
sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.
6/53.
Böylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri için
onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?
6/54.
Ayetlerimize inananlar sana gelince: "Size selam olsun" de. Rabbiniz,
sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tövbe eder ve nefsini
düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. O, bağışlar ve merhamet
eder.
6/55.
Suçluların yolu belli olsun diye, böylece ayetleri uzun uzun açıklarız.*
6/56.
De ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten
menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru
yolda gidenlerden olmamış olurum" de.
6/57.
De ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu
yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O,
hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır."
6/58.
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş
olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
6/59.
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde
olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki
apaçık Kitap'tadır ancak O bilir.
6/60.
Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan
hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra
dönüşünüz O'nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.*
6/61-62.
O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize
ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra
gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap
görenlerin en süratlisidir.
6/63.
De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi
kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O'na gizli gizli yalvarır
yakarırsınız."
6/64.
De ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak
koşarsınız."
6/65.
De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka
yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar
diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.
6/66.
Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek
değilim" de.
6/67.
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz.
6/68.
Ayetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar
onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık
zulmedenlerle beraber oturma.
6/69.
Sakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir
hatırlatmadır; belki sakınırlar.
6/70.
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri
bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o
takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her
türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte
bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab
onlaradır.*
6/71-72.
De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların
yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru
yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan
başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın
yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye
emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
6/73.
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki "Ol" dediği gün (an) hemen
olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de
görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
6/74.
İbrahim, babası Azer'e, "Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu
ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
6/75.
Yakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını
şöylece gösteriyorduk:
6/76.
Gece basınca bir yıldız gördü, "işte bu benim Rabbim!" dedi; yıldız
batınca, "batanları sevmem" dedi.
6/77.
Ayı doğarken görünce, "işte bu benim Rabbim!" dedi, batınca,
"Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum"
dedi.
6/78.
Güneşi doğarken görünce "işte bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi;
batınca, "Ey milletim! Doğrusu ben ortak koştuklarınızdan uzağım"
dedi.
6/79.
"Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim,
ben ortak koşanlardan değilim."
6/80.
Milleti onunla tartışmaya girişti. "Beni doğru yola eriştirmişken, Allah
hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum,
meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala
öğüt kabul etmez misiniz?" dedi.
6/81.
"Allah'a koştuğunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah'ın
hakkında size bir delil indirmediği bir şeyi O'na ortak koşmaktan
korkmuyorsunuz. İki taraftan hangisine güvenmek daha gereklidir, bir
bilseniz."
6/82.
İşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru
yoldadırlar.*
6/83.
Bu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi
derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir.
6/84-6.
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce
Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki
işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı
ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki
hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
6/87.
Babalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola
eriştirdik.
6/88.
Bu, Allah'ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Eğer ortak koşsalarda
amelleri boşa çıkardı.
6/89.
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler
onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.
6/90.
İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy,
"Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir
hatırlatmadır" de.*
6/91.
"Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği
gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici
olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip
çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla
öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları
sapıklıkta bırak, oynasınlar.
6/92.
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve
etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar,
namazlarına da devam ederler.
6/93.
Allah'a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken
"Bana vahyolundu, Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim"
diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler
ellerini uzatmış, "Canlarınızı verin, bugün Allah'a karşı haksız yere
söylediklerinizden, O'nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı
azabla cezalandırılacaksınız" derken bir görsen!
6/94.
Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi
ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'ın ortakları
olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. And olsun ki
aranızdaki bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır"
denecek.*
6/95.
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır; ölüyü çıkarır. İşte Allah budur,
nasıl yüz çevirirsiniz?
6/96.
Tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır.
Bu, Güçlü olan'ın, Bilen'in nizamıdır.
6/97.
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var
edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
6/98.
O, sizi bir tek nefisten, babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde
kararlaşmakta olarak yaratandır. Anlayan millet için ayetleri uzun uzadıya
açıkladık.
6/99.
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz
yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların
tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün
verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için,
şüphesiz, deliller vardır.
6/100.
Cinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar
ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.*
6/101.
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir?
Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir.
6/102.
İşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır.
Öyleyse O'na kulluk edin; O her şeye de vekildir.
6/103.
Gözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür. O Latif'tir, haberdardır.
6/104.
Doğrusu size Rabbiniz'den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve
kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.
6/105.
Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri
böylece türlü türlü açıklamaktayız.
6/106.
Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz
çevir.
6/107.
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili
de değilsin.
6/108.
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek
Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri
Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.
6/109.
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün
güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah
katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor
musunuz?
6/110.
Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz;
onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.*
6/111.
Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi
karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların
çoğu bunu bilmiyorlar.
6/112-113.
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını
her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o
sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları
işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları
iftiraları ile başbaşa bırak;
6/114.
"Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi
isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri
katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma!
6/115.
Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sözlerini
değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.
6/116.
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar.
Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar.
6/117.
Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları
da en iyi O bilir.
6/118.
Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olan şeyden
yiyin.
6/119.
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe
anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva
ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen
Rabbindir.
6/120.
Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına
karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.
6/121.
Üzerine Allah'ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak
Allah'ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için
dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik
olursunuz.*
6/122.
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur
verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi
midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.
6/123.
Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular
kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.
6/124.
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de
verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi
daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden
ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.
6/125.
Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de
saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar.
Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.
6/126.
Rabbinin, dosdoğru yolu işte budur. İbret alan kimselere ayetleri uzun uzadıya
açıkladık.
6/127.
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların
dostudur.
6/128.
Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan
çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir
kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna
ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli
kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
6/129.
Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece
musallat ederiz.*
6/130.
"Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle
karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi
hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı
olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.
6/131.
Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden
dolayıdır.
6/132.
İşlediklerine karşılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin onların
işlediklerinden habersiz değildir.
6/133.
Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan
getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.
6/134.
Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız.
6/135.
De ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de
yapacağım. Sonucun kimin için hayırlı olacağını bileceksiniz. Zulmedenler
şüphesiz kurtulamazlar."
6/136.
Kendi zanlarına göre, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır"
diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için
ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına
verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı!
6/137.
Böylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların çoğunu helake sürüklemek,
dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi
göstermişlerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını
bir tarafa bırak.
6/138.
"Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir
kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak
ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na
iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.
6/139.
"Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus
olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar"
dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir,
bilendir.
6/140.
Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah'ın
kendilerine verdiği nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar
mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi.*
6/141.
Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve
hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur.
Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını
verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.
6/142.
Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdiği
rızıktan yiyin, şeytana ayak uydurmayın, o size apaçık bir düşmandır.
6/143.
Sekiz çift: Koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki
dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır?
Doğru sözlü iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin."
6/144.
Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki
dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır?
Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?" İnsanları,
bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim
kimdir? Allah, zalim milleti doğru yola eriştirmez.*
6/145.
De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve
günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin
haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına
el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir."
Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.
6/146.
Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt,
bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı
gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru
sözlüyüzdür.
6/147.
Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu
milletten geri çevrilemez" de.
6/148.
Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir
şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli
azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı
çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece
tahminde bulunuyorsunuz" de.
6/149.
"Üstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola
eriştirirdi" de.
6/150.
De ki: "Allah'ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi
getirin". Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme;
ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar
Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.*
6/151.
De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na
hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla
çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık
kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın.
Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır."
6/152.
Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın;
ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar
yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini
yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.
6/153.
Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara
uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır.
6/154.
Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak,
doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine
kavuşacaklarına belki artık inanırlar.*
6/155-157.
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa
kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya
"Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten
sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol
gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve
onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz
çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
6/158.
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut
Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım
mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik
kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doğrusu biz de
bekliyoruz" de.
6/159.
Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz.
Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.
6/160.
Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise
ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz.
6/161.
"Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta
tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de.
6/162.
De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah
içindir.
6/163.
O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların
ilkiyim."
6/164.
De ki: "Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin
kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz
Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir."
6/165.
Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi
kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması
süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder.*
|