“ Fussilet Suresi'nin online Türkçe mealini okuyabilir, sureyi dinleyebilir ve indirebilirsiniz. ”

 
 
 
İlahi Dinle > Kuran-i Kerim > Fussilet Suresi
 
 

Fussilet Suresi - Dinle - Sesli - Türkçe Meali - Açıklaması - Online - Oku - İndir

Fussilet Suresi'nin online Türkçe mealini okuyabilir, sureyi dinleyebilir ve indirebilirsiniz.

Diğer Sureler
Abese SuresiAbese Suresi Dinle
Adiyat SuresiAdiyat Suresi Dinle
Ahkaf SuresiAhkaf Suresi Dinle
Ahzab SuresiAhzab Suresi Dinle
Ala SuresiAla Suresi Dinle
Alak SuresiAlak Suresi Dinle
Ali İmran SuresiAli İmran Suresi Dinle
Ankebut SuresiAnkebut Suresi Dinle
Araf SuresiAraf Suresi Dinle
Asr SuresiAsr Suresi Dinle
Bakara SuresiBakara Suresi Dinle
Beled SuresiBeled Suresi Dinle
Beyyine SuresiBeyyine Suresi Dinle
Buruc SuresiBuruc Suresi Dinle
Casiye SuresiCasiye Suresi Dinle
Cin SuresiCin Suresi Dinle
Cuma SuresiCuma Suresi Dinle
Duha SuresiDuha Suresi Dinle
Duhan SuresiDuhan Suresi Dinle
Enam SuresiEnam Suresi Dinle
Enbiya SuresiEnbiya Suresi Dinle
Enfal SuresiEnfal Suresi Dinle
Fatiha SuresiFatiha Suresi Dinle
Fatir SuresiFatir Suresi Dinle
Fecr SuresiFecr Suresi Dinle
Felak SuresiFelak Suresi Dinle
Fetih SuresiFetih Suresi Dinle
Fil SuresiFil Suresi Dinle
Furkan SuresiFurkan Suresi Dinle
Gasiye SuresiGasiye Suresi Dinle
Hacc SuresiHacc Suresi Dinle
Hadid SuresiHadid Suresi Dinle
Hakka SuresiHakka Suresi Dinle
Hasr SuresiHasr Suresi Dinle
Hicr SuresiHicr Suresi Dinle
Hucurat SuresiHucurat Suresi Dinle
Hud SuresiHud Suresi Dinle
Humeze SuresiHumeze Suresi Dinle
İbrahim Suresiİbrahim Suresi Dinle
İhlas Suresiİhlas Suresi Dinle
İnfitar Suresiİnfitar Suresi Dinle
İnsan Suresiİnsan Suresi Dinle
İnsikak Suresiİnsikak Suresi Dinle
İnsirah Suresiİnsirah Suresi Dinle
İsra Suresiİsra Suresi Dinle
Kadir SuresiKadir Suresi Dinle
Kaf SuresiKaf Suresi Dinle
Kafirun SuresiKafirun Suresi Dinle
Kalem SuresiKalem Suresi Dinle
Kamer SuresiKamer Suresi Dinle
Karia SuresiKaria Suresi Dinle
Kasas SuresiKasas Suresi Dinle
Kehf SuresiKehf Suresi Dinle
Kevser SuresiKevser Suresi Dinle
Kiyame SuresiKiyame Suresi Dinle
Kureys SuresiKureys Suresi Dinle
Leheb SuresiLeheb Suresi Dinle
Leyl SuresiLeyl Suresi Dinle
Lokman SuresiLokman Suresi Dinle
Maide SuresiMaide Suresi Dinle
Maun SuresiMaun Suresi Dinle
Mearic SuresiMearic Suresi Dinle
Meryem SuresiMeryem Suresi Dinle
Mucadele SuresiMucadele Suresi Dinle
Muddessir SuresiMuddessir Suresi Dinle
Muhammed SuresiMuhammed Suresi Dinle
Mulk SuresiMulk Suresi Dinle
Mumin SuresiMumin Suresi Dinle
Muminun SuresiMuminun Suresi Dinle
Mumtehine SuresiMumtehine Suresi Dinle
Munafikun SuresiMunafikun Suresi Dinle
Murselat SuresiMurselat Suresi Dinle
Mutaffifin SuresiMutaffifin Suresi Dinle
Muzzemmil SuresiMuzzemmil Suresi Dinle
Nahl SuresiNahl Suresi Dinle
Nas SuresiNas Suresi Dinle
Nasr SuresiNasr Suresi Dinle
Naziat SuresiNaziat Suresi Dinle
Nebe SuresiNebe Suresi Dinle
Necm SuresiNecm Suresi Dinle
Neml SuresiNeml Suresi Dinle
Nisa SuresiNisa Suresi Dinle
Nuh SuresiNuh Suresi Dinle
Nur SuresiNur Suresi Dinle
Rad SuresiRad Suresi Dinle
Rahman SuresiRahman Suresi Dinle
Rum SuresiRum Suresi Dinle
Sad SuresiSad Suresi Dinle
Saff SuresiSaff Suresi Dinle
Saffat SuresiSaffat Suresi Dinle
Sebe SuresiSebe Suresi Dinle
Secde SuresiSecde Suresi Dinle
Sems SuresiSems Suresi Dinle
Suara SuresiSuara Suresi Dinle
Sura SuresiSura Suresi Dinle
Taha SuresiTaha Suresi Dinle
Tahrim SuresiTahrim Suresi Dinle
Talak SuresiTalak Suresi Dinle
Tarik SuresiTarik Suresi Dinle
Tegabun SuresiTegabun Suresi Dinle
Tekasur SuresiTekasur Suresi Dinle
Tekvir SuresiTekvir Suresi Dinle
Tevbe SuresiTevbe Suresi Dinle
Tin SuresiTin Suresi Dinle
Tur SuresiTur Suresi Dinle
Vakia SuresiVakia Suresi Dinle
Yasin SuresiYasin Suresi Dinle
Yunus SuresiYunus Suresi Dinle
Yusuf SuresiYusuf Suresi Dinle
Zariyat SuresiZariyat Suresi Dinle
Zilzal SuresiZilzal Suresi Dinle
Zuhruf SuresiZuhruf Suresi Dinle
Zumer SuresiZumer Suresi Dinle


Dinlenme Sayısı : 1967    Seslendiren : Abdul Samed
Türkçe Meali
41 - FUSSİLET SÛRESİ
 
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyette geçen ve Kur?an âyetlerini niteleyen ?fussilet? ifadesinden almıştır. ?Fussilet?, ?genişçe açıklandı? demektir. Sûre, ayrıca ?Hâ Mîm es-Secde? diye de anılır. Sûrede başlıca hakka davet, batılda ısrar edenlerin uyarılması, vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir.
 

Bismillahirrahmânirrahîm
 
 
1. Hâ Mîm.1
 
2. Bu Kur?an, Rahmân ve Rahîm olan Allah?tan indirilmedir.
 
3. Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur?an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.
 
4. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.
 
5. Dediler ki: ?(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız.?2
 
6. De ki: ?Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O?na yönelin ve O?ndan bağışlanma dileyin. Allah?a ortak koşanların vay haline!?
 
7. Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.
 
8. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır.
 
9. De ki: ?Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O?na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.?
 
10. O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
 
11. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, ?İsteyerek veya istemeyerek gelin? dedi. İkisi de, ?İsteyerek geldik? dediler.

12. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah?ın takdiridir.
 
13. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki, ?Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.?
 
14. Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından3 gelmiş, ?Allah?tan başkasına ibadet etmeyin? demişler, onlar da, ?Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz? demişlerdi.
 
15. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, ?Bizden daha güçlü kim var?? demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah?ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.
 
16. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
 
17. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
 
18. İnananları ve Allah?a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
 
19. Allah?ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!
 
20. Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

21. Onlar derilerine, ?Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?? derler. Derileri, ?Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz??
 
22. ?Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah?ın bilmediğini sanıyordunuz.?
 
23. ?İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.?
 
24. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah?ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez.
 
25. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
 
26. İnkâr edenler dediler ki: ?Bu Kur?an?ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın.?
 
27. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
 
28. İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.
 
29. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: ?Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.?

30. Şüphesiz ?Rabbimiz Allah?tır? deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ?Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!?
 
31-32. ?Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah?dan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.?
 
33. Allah?a çağıran, salih amel işleyen ve ?Kuşkusuz ben müslümanlardanım? diyenden daha güzel sözlü kimdir?
 
34. İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
 
35. Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.
 
36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah?a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
 
37. Gece, gündüz, güneş ve ay Allah?ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah?a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah?a secde edin.4
 
38. Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler.

39. Allah?ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz o, her şeye gücü hakkıyla yetendir.
 
40. Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz o, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
 
41. Kur?an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
 
42. Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
 
43. Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
 
44. Eğer biz onu başka dilde bir Kur?an yapsaydık onlar mutlaka, ?Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?? derlerdi. De ki: ?O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur?an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).?
 
45. Andolsun! Biz Mûsâ?ya Kitab?ı (Tevrat?ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur?an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
 
46. Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.
 
47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O?na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O?nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O?nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, ?Nerede bana ortak koştuklarınız?? diye seslendiği gün şöyle derler: ?Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.?
 
48. Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
 
49. İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
 
50. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka ?Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O?nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır? der. Andolsun, biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız.
 
51. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
 
52. De ki: ?Ne dersiniz? Eğer o (Kur?an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir??
 
53. Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur?an?ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?
 
54. İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır.

 
 

Page loaded in 0.00479 seconds.